Ana Sayfa / Makaleler
İdeal Kolestrol Düzeyi Ne Olmalı?
JUPITER Çalışması İle Kolesterol Tartışmalarına Yeni Bir Boyut:Amerikayı Yeniden Keşfetmek mi?

Kolesterol düzeyi ile artmış kardiyovasküler mortalite ve  kolesterol düzeyinin etkin ilaçlarla düşürülmesi ile  kardiyovasküler mortalitenin azaltılabilmesi  uzun süredir bilinen bir ilişkidir. Son 30 yılda ideal kolesterol düzeyinin giderek daha düşük sınırlara çekilmesi ile artan ilaç firmaları  karlılığı kamuoyunda sık yer alan  tartışmaların  konusu olmuştur. Çalışmalardaki yarar oranlarının düşük olduğu, çalışmaların yöntemlerinin yanlı planlandığı,ilaç tekellerinin bu çalışmaları yönlendirdiği gibi bir çok eleştiri yapılmıştır.
         
Halen Ulusal ve Uluslar arası  bilimsel toplulukların önerdikleri ideal kolesterol  düzeyleri kabaca bireylerin damar hastalığına yakalanma bakımından taşıdıkları toplam riskle ters orantılıdır. Çok yüksek risk taşıyan bireylerde LDL (kötü) kolesterol düzeyinin 70 mg/dl altında olması önerilirken, düşük damar hastalığı riski bulunan bireylerde LDL düzeyinin 130 mg/dl altında olması yeterli bulunmaktadır.

2008’in son aylarında basında da yer alan  yeni bir kolesterol çalışması yayınlandı. Bu çalışmada düşük riskli sayılan ve  ortalama LDL düzeyleri 106 mg/dl olan 17.000 deneğin yarısına 20 mg rosuvastatin diğer yarısına da plasebo verildi ve  2 yıla yakın izlendiler. Bu süre sonunda etkin ilaç alanlarda LDL düzeyleri 55 mg/dl ye düşürülmüş oldu ve plasebo alanlara göre ölüm-kalp krizi-felç üçlüsü gerek toplam olarak gerekse her bir olay grubu için tek tek yaklaşık %50 göreceli risk azalması ile sonuçlandı. Bir başka anlatımla halen ilaçla kolesterol düşürülmesi endikasyonu olmayan düşük riskli bir gruba kolesterol düşürücü ilaç verilmesi halinde ilaç almayanlara göre %50 daha az ölüm olayı görüldü.

Bu çalışma sonuçları ile bilinen tartışmalar yeniden alevlenmiş oldu. Gerçekten insanoğlu için ideal (normal) LDL kolesterol düzeyi ne olmalıdır?

Öncelikle en ilkel (ya da ideal mi demeli?) yaşam şekli sürdüren insan topluluklarına bakıldığında,örneğin aborjinler yada afrikadaki toplayıcı topluluklara, LDL düzeyleri 50-55 mg/dl civarındadır.Bu topluluklarda damar sertliği hiç yok denecek denli azdır. Dünyaya sürekli hareket etmek ve yalnızca yeterli ve doğal sağlıklı yiyeceklerle beslenmek üzere programlanmış insan soyunun LDL düzeyinin yüksek olasılıkla bu civarda olması gerektiği düşünülebilir.

Yıllarca hareketsiz kalmış, fazla ve sağlıksız besinler tüketmiş ve başka risk faktörlerine maruz kalmış bireylerde önemli ölçüde damar sertliği oluştuktan sonra yapılan çalışmalarda istikrarlı olarak LDL düzeylerinin giderek daha fazla düşürülmesi ile giderek daha çok yarar sağlandığı açıktır. Bu yararın göreceli olarak düşük olması (mutlak risk azalması rakamlarının özellikle düşük olması) düşük LDL düzeylerinin yararlı olduğu gerçeğini değiştirmeyecektir. Unutulmamalıdır ki 30-40 yıl boyunca hastalanmış damarara sahip kişiler söz konusudur bu çalışmalarda. Doğumundan itibaren LDL düzeylerinin hep 50-70 mg/dl arasında tutulabildiği bir denek grubu oluşturulabilse büyük olasılıkla damar sertliği hastalığının çok çok az geliştiği saptanabilecektir.

Yukarıda söz ettiğim çalışma bu mantığın doğru olabileceğine yeni bir kanıt sunmuştur. Hem LDL düzeylerini 55 mg/dl gibi şimdiye dek ulaşılan en düşük değere indirerek karşılaştırma yapma şansı yaratmış; hem de halen statin grubu ilaç önermediğimiz , LDL düzeylerini normal kabul ettiğimiz bir grupta klinik yarar olabileceğini göstermiştir.

Belki de bu yeni kanıt, yukarıdaki hipotezin varlığında  Amerika’yı yeniden keşfetmek gibi  değerlendirilebilir. İnsanoğlu fizyolojik olarak programandığı aşam şeklinden uzaklaştıkça kendisine de dünyamıza da zarar vermeye devam edecek gibi görünüyor.

 
Prof.Dr. Oğuz Caymaz

Merhaba,
Muayenehanemi Bağdat Cad. No:250 D.7 Göztepe/Kadıköy/İstanbul adresine taşımış bulunmaktayım. İletişim linkine tıklayarak ulaşım krokisine ulaşabilirsiniz.

Sağlık Dolu Günler Dilerim.
Doktora Sor